Ekonomi’nin Tüketimi

“Dünya, her insanın sadece ihtiyaçlarını karşılayabilir; açgözlülüğünü değil!”

Mahatma Gandhi

Sürdürülebilirlik, her ne kadar çevre alanında sıklıkla karşılaşılan bir kavram olsa da, hayatın her alanında çalışmaktadır. Bilim insanları bu konuyu çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik olarak sınıflandırsa da sürdürülebilir bir kalkınma için bu üç boyut birbirinden ayrı tutulamaz ve bağımsızlaştırılamaz.

Sürdürülebilirliğin üç boyutu çok basit bir prensiple çalışmaktadır: ekonominin sürdürülebilirliği, sosyalin sürdürülebilirliğine, aynı şekilde sosyalin sürdürülebilirliği de ekolojinin sürdürülebilirliğine bağlıdır. Ekoloji hücresi sosyalin hücresini, sosyal hücre ise ekonominin hücresini beslemektedir. Ancak biz ekoloji ve sosyal hücrelerini desteklemeden ekonomi hücresini “yanlış üretim ve tüketim politikaları” ile o kadar şişirdik ki, sosyalin ve ekolojinin hücrelerini parçaladık. Halbuki, güzel gezegenimiz daha 4.6 milyar yaşında. Dünya’nın yaşını 46 yıl olacak şekilde düşünürsek; insanoğlu sadece 4 saattir yeryüzünde ve endüstri devrimi başlayalı sadece 1 dakika oldu. Biz ise bu kadar kısa sürede, sadece 1 dakikada Dünya’daki ormanların ve işlenebilir toprağın yarısını yok ettik. Ama bir düşünelim; “büyüme uğruna büyümek, ancak bir kanser hücresinin ideolojisi olabilir” değil mi?

Doğanın bitmeyen pandemisi, insanoğlunun ta kendisi…

Devamı »

Etiksel Kalkınma Teorisi ve Sürdürülebilirlik Dönüşümü

20. yüzyılın üçüncü çeyreğinde kalkınma teorileri içerisinde yeni bir teori filizlenmektedir. Bir grup insan, ülkelerin savaş sürecinde ve sonrasında gelen hızlı sanayileşme ile hırslı para ve sömürü politikaları içerisinde göz ardı edilen bir kavrama odaklanmış, ekonomi içerisinde paranın ve üretimin gerçekte kim ve ne için olduğunu sorgulamaya başlamıştır. Tüm bu diyalogların merkezinde yer alan sosyal gelişim teorisyeni olan Denis Goulet ortaya “kalkınma etiği” ve “etiksel kalkınma” adında bir teori ortaya atmıştır.

Goulet, kalkınmanın gerçek göstergesinin artan üretim veya maddi refah değil, nitel insan zenginliği olduğunu savunur. “İyi yaşam” hakkını ve değerini savunan etiksel kalkınma teorisine göre evrensel olarak kabul edilmiş üç değer unsuru vardır – yaşamın sürekliliği, saygı ve özgürlük. Bu üç hakkı sağlamayan bir kalkınmanın etik olmasından söz edilemez demektedir.

Devamı »

Sürdürülebilir Zincir


Sosyal sürdürülebilirlik olmadan ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanabileceği düşüncesi çok ağır bir yanılgıdır. “BÜYÜME UĞRUNA BÜYÜMEK ANCAK BİR KANSER HÜCRESİNİN İDEOLOJİSİ OLABİLİR…” sözü de tam bunun karşılığıdır. Ekolojik krizler nedeniyle sosyal sistemlerin tükenmesi ve akabinde ekonomik anlamda çöküş kaçınılmazdır. Bunun tam tersi olan bir alt sistemin desteklendiği ortamda bir üst sistemin desteklenmemesi ile büyütülen hücre bir üst hücreyi parçalayacaktır. Uygun olan sistem her bir hücrenin birlikte gelişmesidir.

Bunu söyleyebilmek için bilim insanı olmak gerekmez, bilinci açık her varlık bu farkındalığa sahiptir. Dünya olarak çoğu kez bunu deneyimledik ve günümüzde de deneyimlemeye maalesef ki devam ediyoruz. Ancak bu sistemin mühendisliği ve işletilmesi bir bilimdir ve gelişmiş ülkelerin yükseköğretim programlarında “Sürdürülebilirlik Mühendisliği”, “Sürdürülebilir İşletmecilik” programlarına ayrıca istihdam olarak bu alanlara fazlasıyla rastlamaktayız.

Sürdürülebilirlik bağlamında tam karşılamasa  da kalkınma bağlamında gelişmiş olarak değerlendirilen bu ülkeler her ne kadar kaynaklarını etik ve sürdürülebilir olmayan bazı şekillerde sağlamışlar ise de *, sürdürülebilirlik ideolojisini kazanarak kaynaklarını korumuş ve geliş(tir)miştir. Çünkü bu bilinç herkese sadece “günü kurtaran” yerine kaynak verimliliği ile “tüm zamanları kurtaran” bir vizyon verir.

Devamı »